Mart, 2008 için Arşiv

melahat ve marmelatı birbirine benzetir, bu ismi duyunca aklıma kayısı getiririm. nereden nereye günlerinden biri yine. melahat duydum dün, marmetlat yada reçel gibi birşey çekti canım ve yediğimde zenci girmiş kız yurdu neşesiyle sırıttım uzunca. o kadar çok sırıtmışımki malatyalılar utanır. akşama kadar ilhan irem dinledik ama beynimin sırıtmaya yarayan bölümü daha sağlam çıktı. oysa bir zamanlar sırıtmaya yarayan 0 : kancaya takılan 9 du. skor önemli değil, sonuca bakalım adamı olmak istemiyorum. avrupa yakasındaki selinin “ölümü yeğh” sözüne bayılıyorum. “aaa sen ilk defa mı duydun?” duruşunu sezdim, yavaştan gideyim. evde incir reçeli olacaktı..

Comments 2 Yorum Var »

Brken

bulutlardan şekiller çıkarıyordu; “şu arabamız, şu köpeğimiz, aa bak şu boğum boğum olanda tombiş çocuğumuz olsun”. zaten burada böyle camış gibi yatarken ancak bulutları istediğimiz şeylere benzetip hayal kurabilirdik. aklına birşey gelmişti ve çok merak ediyordu: bulutlardan biz nasıl görünüyoruz? ben bu kadar takılmadım buna ama ciddiyetini anlayamamıştım. hayale devam etmiş demekki benden sonra. sabah uyandığımda bulutlardaydı. şaka yapıyor sanmıştım “gidip bakacağım” dediğinde. bu kadar hevesli, bu kadar istekli olduğunu bilmiyordum. ama birşeyi unutmuştu; oradan kime bakacaktı? her zamanki gibi alel acele iş yaptığı için benim buradan ona el sallayacağımı düşünmüş. hah. ne de şaşkınsın sen..hava kapalı bugün. dikkat et birilerini ıslatma..

Comments 1 yorum Var »

antirikontirisalıncaktan atlama yarışmalarına katılmadım, yol çizgilerini hiç saymadım, bisikletimin tekerine ses çıkarsın diye hiç boş su şişesi sıkıştırmadım, komşuların balkonlarında asılı halılara kedi fırlatmadım, kızların eteklerinin altına kızkaçıran atmadım, radyodan verici yapmayı denemedim, radyasyonun yeşil bulut olduğunu düşünmedim, saati okula değil çizgifilmlere kurmadım, çekirdeği için ishal olana kadar kayısı yemedim, kedilerle ilgili deneylerde bulunmadım, erkekler kızlardan daha güçlü bence tartışmalarına zaten hiç katılmadım, ve süper güçlerim olduğuna da inanmadım, birini “yerden alan yer böceği” diye caydırıp yerdekini kendim almadım, suluboya suyu içmedim, uhudan sümük yapmadım, meybuz yemedim, süttozundan imal edilmiş süt içmedim, akrabalarımın elini sadece para için öpmedim, tornetle kaymadım, traktörlerin arkasına takılıp kendimi pattadanak yere atmadım, boncuklu tabancayı denemek için kendime sıkmadım diyemem. ayıp olur bu kadar adama.. taylanov mimetmiş. çocuk istismarını durduralım!ben yaşadım, hepsinin yaşamasını isterim..  

Comments 3 Yorum Var »

dfg.jpg

filmin romanik-komedi olanından pek hazetmem aslında. başından kim kime aşık olacak, kim kimi düdükleyecek anladımmı tat vermez oluyor. “hah” diyorum “bu dik saçlı eleman şu bira göbekli kızı götürür sonrada şuradaki mustangli çocuk araya girer” pat, oluveriyor. ee bu mu senaryo? oysa ki şöyle ilerlese: dik saçlı arkadaş, kıza asılsa asılsa; kız yüz vermese. diğer mustangli arkadaş yanaşsa “romantik” dese, kızda ona “komik” dese. öbürüde oradan “dram, dram, dram” dese jaws müziği ritminde; altı üstü iki nota. böyle birbirleri ile kaynaşsalar. çok sesli bir koro kursalar. para oluk oluk aksa. kurtulsalar kızın döküntü dediği mustangden. dik saçlı eleman efendi görünmek için saçlarını yatırsa. mustangli elemanda mercedes alsa. kız evladımız bu çarpık ilişkilerden vazgeçse, aktör camiasından tertipli, düzenli, namazında niyazında birini bulsa evlense. mustangden düğün arabası olsa. ama hiçbir atraksiyon olmasa düğünde. biri çıkmasa arkalardan. kızın aklı dik saçlıya gitmese. dik saçlı ve mustangli yasak ilişkilere girse mesela. birde zenci girse aralarına dik saçlıya ikinci partner olarak. film böyle olur.

Comments 1 yorum Var »

sdfffyaprak.jpg

çokmu kitap okuyorsun? nasıl sözler bunlar? ne kadar karışık, ne kadar anlaşılmaz.. seçtiğin kelimeleri anlayamıyorum. ben senin kadar okuyamadım bunu. takıldım kaldım aşk ile ilgili yazılara. okudum durdum. başka birşey ne okudum ne yazdım. nerden bileyim ki ben şimdi senin anlattıklarını. liseden beri ne felsefe gördüm ne başka birşey.. mantık nedir unuttum bile.. hangi ünitedeydi, temsilcileri kimdi. yoksa bir tanesi sen misin? aşkta mantığı arayanı, birine böyle soruları kütür kütür arka arkaya soranı ilk defa görüyorum.. kafam basmıyor demekki bunlara. zorla güzellik olmaz. tıpkı seni zorla bu kadar güzel yapmadıkları gibi. kendin mi istedin bu kadar güzel olmayı? kendin istemişsin evet. zorla olmuyor dedik ya. yok oluyor dersek taa liseye geri dönmek gerek. iyice kafamız karıştı. yani benim karıştı. nede olsa senin kafan liseden beri karışık.. ben uyurken, uyanık dinliyormuşsun belli oldu.. buradan 70 milyonun önünde o zaman ki felsefecime sesleniyorum: ah be hocam.. niye uyandırmadın beni?

Comments Yorum yok »