Temmuz, 2008 için Arşiv

kimin canı çekti? denizi ve sevgilinle orada bulunmayı değil, ortadaki na işte kağıt helvayı. kağıt helva, elma şekeri, pamuk şekeri, damla sakızı.. ulan bu saydıklarımın öyle bir etkisi var ki bahsedilmesi, kokusunun duyulması yada görülmesi durumunda insanın canı çekiyor. ilk bulan bunu düşünerek mi yaptı? bir pazarlama tekniği mi bu acep? okul servislerinde sol arka camda oturan 4′üncü adam olarak yetişmeme rağmen elma şekerine ve pamuk şekeri kokusuna dayanamıyorum ama bunu kimseye anlatabilmiş değilim. acaba yabancılarla değilde gidip devletimin bir polisi ile mi konuşsam, danışsam bu durumu?

mesela şu resimdeki dayı eliyle git oğlum yanaştırma diken diken oluyor tüylerim dokundurma diyor gibi. nasıl duruyor bi parça alayım lan valla birşey olmaz zaten kocaman bu sardıklarından küçük duruyor demeden?

Comments 5 Yorum Var »

geçenlerde sosyal içerikli yazıları pek sevmediğimi belirten fakat kendi kendine çelişen bir yazı yazmıştım. böylelikle kendi kendimide eleştirerek bu döngünün içine girmiş bulunuyorum. sigara gibi bu konu sanırım, bir kere bulaştığında herşeyi yazıveresi, çözdüm ulan diye kendini ön plana atası geliyor insanın (: herneyse dün önemli bir gündü: AKP kapatma davası partinin kapatılmadan, hazine yardımının 1/2’sinden mahrum bırakılması ile sonuçlandı. türkiye, kapatılması durumunda da, kapatılmaması durumunda da aynı yerde sayıyor fikrimce. iki ucu boklu değnek operasyonu olabilirdi bu süreç dedikleri naniğin kod adı. konu hakkında yorum yaparsam çelişkiye devam edip kendimi alkole vuracağım, allah’ım bu dünyaya ben niye geldim..

hemen başlıkta da belirtildiği gibi temayıda yeniledim. evvelki tema elite, çok eski sürümlerle birlikte çıktığı için yenilenen wordpress’e yetişemedi, bastonla, kola girmeyle buraya kadar getirdi. elimdeki en uygun temada şu an gördüğünüz mandigo temasıydı, yaptım oldu gibi. yoruma açıktır, beğenmeyen tema önersin öyle bedavaya huysuzluk yok efendim.

el notto: kimi yazıların kıçı başı kayık olabilir, gördüğünüzü bildirin ağzını burnunu dağıtalım.

and dı rileyzıs:

  • gereksiz ve taşınma esnasında yıpranmış etiketleri düzenledim sildim.
  • temaya threadless ve bazı ilustrasyon sitelerinden başlıklık koydum.
  • twitter şeysi eklemeye çalışıyorum.
  • google daha rahat indexlesin diye etiketto’yu açtım (bir süre)
  • eklentileri, temayı ve wordpress’i güncelledim.
  • oha dailymotion‘da engellenmiş.
  • temmuz 31′mi çekiyordu ya?
  • temayı tüm browserlarda denedim. ayarsızlık varsa sizdendir.
  • buranında bir gün işe yarayacağını biliyordum!
  • google analytics’i unutmuşum, hiç söylemiyorsunda ha google, şaşkın seni.

Comments 2 Yorum Var »

tavanda yapışmış, eminim borusundan borusundan yalanarak bana bakıyor. tek gözüm kapalı, eller şaplağa hazır bekliyorum ama rakip benden daha sinsi ve gündüz uyumuşta gelmiş. tam içim geçerken ışık numarası geliyor aklıma ve yavaşça kalkıp ışığı aç kapa yapmamla kendimi yatağın üzerinden havaya fırlatmam bir oluyor. öyle hızlı kavuşturuyorumki ellerimi yine benden daha antremanlı rakibim kaçmasa asıl istediği “üzüm bağına” kavuşacak, bedenimden bir parça olacak. fakat kaçıp tavanda başka bir yer ediniyor. diğer tek gözümle takibe devam ediyorum. yanına bir tane daha konuyor, birbirlerine kırdırabilir miyim diye düşünürken annem sesleniyor “balkon kapısını kapat, sivri girmesin.” bir fikir aklıma geliyor o an: haşereye karşı etkili boya.

konu böyle sevgili okur. bu olaydan sonra ev yapımı sivrisinek tuzağı araştırmasına koyuldum ve şurada bir anlatım buldum.sizin için türkçe’ye çevirmeye çalışacağım.

gerekli materyaller:

2000ml (2L)’lik şişe

50 gram şeker (esmer şeker)

1 gram maya

termometre

ölçüm kabı

bıçak

siyah kağıt yada karton

ilk resimde materyaller gösterilmiş ve açıklanmış bir bok yok orada ben okudum.

adım 1:resimde gösterildiği gibi şişenin üst kusmını bıçakla kesin

adım 2:200 ml sıcak suyu kaba koyun, 50 gram esmer şeker ile karıştırın. şeker karışımlı suyu soğutmak için soğuk su dolu bir kaba koyabilirsiniz (su sıçaklığı 40C olacak). altına indirmemeniz gerekiyor.

adım 3:soğutmadan sonra şekerli suyu kestiğimiz şişe parçasına dökelim ve mayayı ekleyelim. mayayı karıştırmaya gerek yok. maya çözülmeye başladığında CO2 yani karbondioksit salacaktır.

adım 4:şişeyi kestikten sonra üst bölümü atmayın, çünkü o parça bu bölüm için lazım olacak-resimde gördüğünüz gibi bu parçayı üst kısmına ters olarak yerleştirmiş. karbondioksit bu kısımdan (ağız) salınacak.

adım 5:hazırladığımız tuzağın etrafını siyah karton veya kağıt ile çevirelim çünkü sivri sinekler karanlık yerleri ve karbondioksiti severler. tuzağımız artık kullanıma hazır. sivri sinekler uçacaklar ve konmak için bu karanlık deliği seçecekler.

ipucu:tuzağı kurulacak bölgede karanlık bir yere koyun ve iki hafta sonra kontrol edin. her 2 haftada bir iç karışım yenilenmelidir.

Comments 5 Yorum Var »

yerde ağlayarak süründüğüm vakitlerde bir tek halıda saçlarını bulduğumda biraz sustum. 5-10 tanesini bir araya getirip kokladım, yokluğunda kokunu taa derinlerime çekebilmek için. elimde bir tutam saç, gözümde oluk oluk yaş. kocaman olduk aslında ikimizde; neyin ne olduğunu biliyor, tartışarak bir yere varılmayacağını her defasında ezberden tekrarlıyorduk. muzurluk bu bizim yaptığımız. ikimizin ortak oyuncağını halının çizgilerinde beraberce gezdirecekken ya paylaşamıyoruz yada kendimize doğru çekiyoruz. oysa ne kadarda mutluyuz ikimizin elide birbirinde ve avucumuzda sevgimizle. kalp kırılması ile sonuçlanacak kazalara sebebiyet vermenin ne gereği var. bekliyorum.

Comments Yorum yok »

6 aydır duygu tomurcuklarımı dizimde sektire sektire geziyorum ve içimiz salıncaktan atlarken kalkar ya, içim o durumda. bir koli küçük kutu meyve suyunu kendi pipetleri ile içtikten sonra yola dizip her adımda birini patlatan bir orkestrayı yönetiyorum aynı zamanda. maksadın muhabbet olduğu masalarda en içi geçmiş adam ben oluyorum, kahkahaların göbeğinde dalıyorum. sıcak, ama ben karpuzun kendi kendini soğuttuğuna inanıyorum ve serinlemek için bir süredir güneşin altında karpuzla beraber bekliyorum. kışı da bekliyorum, bir kartopu yapıp içine ufak bir not iliştirip önünde dağılacak şekilde fırlatmanın planlarıyla serinliyorum.

belki durup dururken yanına gelince
söylediklerimi anlamsız buldun
oysa vakit yoktu ama sen haklıydın
çünkü böyle şeyler aceleye gelmezdi

yalandan da olsa ne güzel güldün o akşam bana

belki tanışmak zor iyi anlaşmak zor
peki görüşmek çok mu kolaydı
çok kısa bir zamanda belki birazda zorla
bence gayet iyide anlaştık

yalandan da olsa ne güzel güldün o akşam bana

Comments Yorum yok »