erkekler parlak gömleklerinin içinde birer leylek, kadınlar ise şişkin katlı elbiseleri ile adeta kurumaya bırakılmış asılı birer gül.. gözü aradığını buldu ve bir masada yer gösterdi. sandalyesini çekerken mutluluğuna diyecek yoktu; sanki ayaklarının altından bir kürdan boyu küçücük dalgalar gidip geliyordu. yemekler oldukça iyiydi, içkilerde öyle. biraz fazla kaçırmış olacaklarki dalgalar bir çatal boyunu geçiyordu [...]
Ay-Yıl: ‘Temmuz 2008’
Teknoloji Ağacı
allah kimseye göstermesin başıma geleni; fare bozuldu. kutulardan, oradan buradan eski toplu bir fare çıkardım. bozulan farenin yanında ben daha yontulmadım kavisleriyle duran fareye fare demeye utanıyor ingilizce ismi mouse ile hitap etmeyi daha sindirilebilir görüyorum. ortada tekeride yok, sanki tekerin icadından önce üretilmiş. pencereleri tutup çekerek kaydırmak durumunda kalıyorum. faremi çok özledim şimdiden. aynısını [...]
Durak
iki ayrı kare, iki ayrı hayat. fark etmeden birbirlerine bakıyorlar durağın içindeki reklam camekanlarından. kız çok daha samimi duruyor erkeğe göre, daha candan. erkek çok dikkatli bakıyor, gözleri dikmiş; bir yere odaklanmış gibi. arada benim olduğumu fark etmeden bakışmalarına devam ediyorlar, bende utandırmamak için çok belli etmiyorum. kız samimi duruşunu korurken erkek ciddiyetini farkettirmek için [...]
Bu Günlük
anahtar sesi, arkadaş sesi, müzik sesi rahatsız ediyor. sürekli kura çektik sana çıktı hissi. boğucu sıcak, ağrıyan baş ve gözler bahanelerine önce kendim mi inanmalıyım? havuz kenarında su soğukmuş bekleyişine benzer bekleyişler her bir iş yapmak için niyetlenildiğinde. yaramaz çocuğun korkusu, yüreğin bir kenarında ebediyete kadar kanını emeceğini düşünen kenenin insana sıkıca yapışması gibi yapışmış. [...]
Yolluk
seninle olduktan sonra öğrendim gözüm yollarda kaldının sadece bir deyim olmadığını, özlemenin verdiği sersemliği, akıl kaymalarını.. bir tabak kabak çekirdeğinin aslında hiçbirşey olduğunu ve kabuğununda yenmesi gerektiğini; çünkü ikinci tabağı almak için pencereden kalkmak gerekiyor. ya o arada beliriverirsen? ben ne yaparım o 15 saniye bahçenin demir korkuluklu yolundan geldiğini hayal etmeden? ve sonunda belirdin; [...]
Bu Adam
“not defterine alınmış kısa kısa notlar; harfleri sana doğru ilerliyor” cümlelerin sonunda bir nokta daha koymak için bir heves, dalgın gözler her an dolmaya hazır. alkollü içecekleri keyif için içmeyi unutmuş, yorgun ve uykusuz. elde bir sigara yanarken ikincisini paketten sıyırmayı bekleyen eller, gömleğinin cebinde yarım jelibon paketi. kendiliğinde, yalnızlığında bile görgülü olmaya çalışılmış, çatal [...]
Ne Zaman?
bu işe herhangi bir zaman verilir mi bilinmez ama yarın, haftaya, önümüzdeki ay olmuyor, cuk oturmuyor. zamanı varsa o da şimdi olmalı. şimdi bu kalp hızlı hızlı çarpıyor, şimdi uçuşuyor içimizde birşeyler ve şimdi bir heceye bakıyor gözler içindeki yaşı akıtmak için. bulutlara çıkma vakti şimdi, oradan daha yükseğe zıplayıp dünyayı muhteşem bir varlık gibi [...]
Bornozları Giyeriz
dalin şampuanlarının sabunlarının maskotu şu şirin ördek değilde bitli bi köpek olsaydı bu kadar populer olabilir miydi? hayır sevipte, kendine kocaman adam oldum lan ben diyerek bu şampuanı yakıştıramayan adamlar tanıyorum. götü düdüklü ördek olacağına bitli köpek olsaydı bu adamlar bu mamülleri kullanabilirdi. biri bunu üretse çok tutar. gözleri yakmamasını mucize gibi göstererek değilde açık [...]
