Kaç ve kaçtır bildiğin en büyük rakamı sana verecek çarpımın oyuncuları?


Bulutlar en ufak rüzgarda dağılıyor suya karışan süt misali. Ekinlerin hepsi bir yana bakıyor, bulutların gittiği yere. Arada ince bir yol; yolda bir kadın.

İlk gözleri görünüyor, sonradan kilidine takılı kalacağım, içime süs asacağım.

Bitkin olmama rağmen sandalyeden hafif kımıldanarak kafamı kaldırıyorum ve ona doğru bakıyorum. Buralarda kadınlara alışkın değiliz; en son bir kadın geçtiğinden bu yana 2 yıl oldu. Malak gibi yattığımdan gözlerim biraz kısık, bacaklarım hala uyuşuktu. Hafif seste dinlemeyi sevdiğim eski birkaç parçadan Shine on you crazy diamond‘ a sıra gelmişti. Islığıma hakim olamadım ve fiu fiu fiyuu diye ağzımdan çıkıverdi.

Kadının bu yana yaklaşması beni tedirgin ediyor, hareket edemediğimden (bacaklarım hala uyuşuk) içeri kaçma durumum da yoktu.Durduk yerde ıslık çalmamda beni utandırmıştı. Bekliyordum. Bana doğru süzülen, bulutları ve ekinleri yarıp gelen bu iki gözü, sabırsızlıkla bekliyordum..

Hiç birşey sormadan içeriye girmesi beni iyice tedirgin etti. Elindeki poşetini göstererek “Anılarımıda getirdim ama” dedi. Ne olduğunu hala anlayamamış, gittikçe yüzümün kızardığını, ellerimin birbirine dolandığını hissettim. “Sorun değil” dedim zorla.

Ben sandalyemde o başka bir koltukta uzunca bir süre geçirdik. Poşettekiler bitti; hepsi yendi, yutuldu.

Birbirimize kaldığımızı fark ettiğimizde bulutlar kapanmıştı. Yağmur başlıyor, hava yavaş yavaş kararıyordu. Onun benden yağmuru sevdiğini saklaması benimde ona bu konuda dürüst olmamı engelliyordu. Yağmuru seviyorduk ama ıslanmamaya çalışmak, bizim için faydasız bir çabaydı.

Tags: ,

This post has 3 comments.

  1. tesbi
    02 Kas 08
    23:19

    Yeni tema çok güzel olmuş.

  2. Lowman
    03 Kas 08
    02:31

    teşekkürler.

  3. მამა (gurcuce mama=baba))
    05 Kas 08
    09:27

    En iyisi, ”devaynalari”ni kirmaktir.

    Yıllar önce, küçük bir çocuğun limanda gördüğü transatlantik
    Karşısında ”Babamdan bile büyük” diye dehşete düştüğüne tanık olmuştum. Bütün çocuklar yaşarlar benzer duyguları.
    Hayran olurlar,
    Gurur duyarlar,
    Övünürler,
    Özenirler,
    Taklit ederler.
    Zaman geçer, çocukluktan çıkılır. Büyüklerin aslında ”en büyük” olmadığı fark edilir. Onların da:
    Zaafları,
    Zayıflıkları,
    Bilmedikleri,
    Beceremedikleri,
    Eksik yanları,
    Anlamadıkları,
    Korkuları,
    Yenilgileri vardır.
    Yani kisaca ”insan”dırlar.
    Bunları fark etmek, biraz içini acıtır büyümüş çocukların;
    Hayal kırıklığına uğratır,
    Biraz öfkelendirir,
    Biraz üzer,
    Isyan ettirir,
    Kabul etmekte zorlanılır.
    Oysa onlar hep aynıdirlar. Hiç değişmemişlerdir. Değişen sizdeki
    ”ayna”dır. ‘Dev aynası” yerini, herkesi olduğu gibi gösteren ”normal ayna”ya bırakmıştır.
    Aşık olursunuz. O mükemmel biridir.
    Çok başarılı,
    Çok yakışıklı,
    Çok yetenekli,
    Çok enteresan,
    Çok güçlü,
    Çok akıllı,
    Çok dürüst,
    Çok merttir,
    iyi giyinir, güzel konuşur,
    Sizi en iyi o anlar,
    Sizi en çok o sever,
    Size en uygun odur.
    Dünyada böyle birinin var olduğuna inanamazsınız;
    Daha önce tanımadığınıza yanarsınız,
    Kimseyi yerine koyamazsınız.
    Zaman geçer, ”aşk” biter.
    Bir bakarsınız onun da;
    ZAAFLARI,
    ZAYIFLIKLARI,
    BiLMEDiKLERi,
    BECEREMEDiKLERi,
    EKSiK YANLARI,
    ANLAMADIKLARI,
    KORKULARI,
    YENiLGiLERi VARDIR.
    YANi KISACA ”iNSAN”DIR.

    Yıkılırsınız,
    Nefret edersiniz,
    Pişmanlık duyarsınız,
    Hem kendinize, hem ona kızarsınız,
    Geçip giden yıllarınıza yanarsınız.

    Oysa o hep aynıdır, hiç değişmemiştir. Değişen sizdeki
    ”ayna”dır.

    ‘Dev aynası” yerini, herkesi olduğu gibi gösteren ”normal ayna”ya bırakmıştır.

    Bir ”kahraman”a ihtiyacınız vardır. O kahraman sizin:
    ”Kurtuluş”unuz olabilir,
    ”Model”iniz olabilir.
    Sizin için ”umut” olabilir.
    O, partinizin genel baþkanı olabilir,
    O, işyerinizdeki müdürünüz olabilir.
    O, işyeri sahibi olabilir.
    O, inandığınız bir davanın önderi olabilir.
    O, herhangi biri olabilir.
    Peşine takılırsınız.
    O karizmatiktir,
    O vizyon sahibidir,
    O misyon sahibidir,
    O marjinaldir,
    O liderdir,
    O korkmaz,
    O yılmaz,
    O kaçmaz,
    O başarır,
    O becerir,
    O yücedir.
    Gün olur devran döner. Bir bakarsınız onun da
    zaafları,
    zayıflıkları
    bilmedikleri,
    beceremedikleri,
    eksik yanları,
    anlamadıkları,
    korkuları,
    yenilgileri vardır.
    Yani kısaca ”insan”dır.
    şaşırırsınız,
    inanamazsınız,
    Anlayamazsınız,
    Hoş karşılayamazsınız,
    Kızarsınız,
    Boşlukta kalırsınız.

    Oysa o hep aynıdır, hiç değişmemiştir. Değişen sizdeki
    ”ayna”dır.
    ‘Dev aynası” yerini, herkesi olduğu gibi gösteren ”normal ayna”ya
    bırakmıştır.
    Bu hayal kırıklıkları yorar insanı, bu ”gel-git”ler yıpratır.
    En iyisi, hiç kimsenin ”masal kahramanı” olmadığını peşinen
    Kabul etmektir. En iyisi, ”dev aynaları”nı kırmaktır.