kimine göre derin gelir boy havuzları, kimine göre sıcak taraf. eğer 4 metre muhabbeti dönmemişse arkadaşlarınız ve sizin aranızda hayatınızda, bu yaz deneyin derim.
muhabbet şudur:
-biz gidiyoruz 4e.
-ya olm hep yapıyonuz bunu bana gelin şurda takılın işte, deve güreşi falan.. allah allah ya!
-lan bura çoluk çocuk. işenmekten sıcacık olmuş baksana!?
-yok lan burası sığ ya ondan sıcak oluyor, aha gitmeyin nolur ya..
götünü döner ve gider 4e baştan yazılmış tayfa. zaten onlar ilk yüzmeyi 4e itilerek öğrenmişlerdir. birde şu havuzdan çıkıp kenardaki kokteyle abanan çakma rus tatilköyü hanımlarına bir delikanlı reklamcı abimizde çıkar çıkmaz çekse el hareketini. herşey bedava olmasa buraya koyardın evde hazırlanmış tang’i dese. abla yamulsa kalsa, kramp ayaklarına.
he-man gibi metroseksüel bir kahraman daha görmedim ben. bakımlı-sarı küt saçlar, alınmış kaşlar ve bembeyaz dişler. kaslı yapısıda olmasa haydi lili lili lili lili yaar dizelerini yorumlayabilirdi. neyse he-man yapılı bir abla sevgilisi olduğunu sandığımız abiye yanaşıp milletin orasına burasına bakma artık bıktım dedi. bizde abla haklı aslında dedik. ve sanki bu onayı duymuş gibi indirdi elindeki defteri eniştenin kafasına (buradaki benimsemeye dikkat). defter dediysem cep fihristi değil 240 yaprak bloknot. eyvaah dedim ama dememle eniştenin et yiyen çiçeğe marionun götünü kaptırdığı anki ifadeyi vermesi bir oldu. hoop kaydı gitti koltuktan. iki üç dakika sonra kendine geldi bizimki. bir arka sıramızda bulunan yedek jüriden birinin yorumu olaya son noktayı koydu: iyi teli kaçmadı kııız gözüne allahıma..
arka camında “beni yıka”, sol kapısındabir insan boyunda çizik.. birkaç yıl evvel olsaydı diyor, birkaç yıl..terkedilmemden birkaç yıl öncesinde, şimdiki aklım olsaydı keşke.. başından bir iki kaza geçmiş, her yıl düzenli olarakta bir sefer lastiği patlamış bir hurda.. ne emeklerim var beni buraya bırakıp gidende.. bunca yıl sırtımda taşıdığımın, girdiğimiz-çıktığımız kasisleri hissettirmeyişimin, sırf rahatı ve keyfi için kendime baktığımın.. birkaç yıl.. beni ondan ayıranın benzine yapılan zamlar olduğunu söylesede inanamadım ben ona.. yalan söylediğini anlamayacak değilim bunca yıllık sahibimin. anahtarlarıda üstümde bırakıp gitmesinden, aynaya son kez bakan gözlerinden belliydi beni bu hurdalıkta başka birisi için terk ettiği.. kendimi suçladım başında.. ama suç benim değil; yıllarındı..
“nereden geldiği ve nasıl başladığı belli olmayan bir kürk modası, istanbul’un hemen bütün kadın tabakalarına yayıldı. bu moda, dedelerimizin ve ninelerimizin bilinen kürkünü tersine çevirip sırtına geçirmek ve kurt veya goril gibi, iri yapılı bir hayvana benzeme tuhaflığından ibarettir. bu moda, o kadar yayılmıştı ki şimdi kastor mantosu olmayan hanımın hiç olmazsa kedi veya fare derisinden bir kürkü olması gerekiyor. tırnaklarını sivrilten ve vücudunu baştan başa tüylü göstermek isteyen kadın, belli ki insandan başka bir hayvana benzemek için uğraşıyor..” kaynak: ahmet haşim - kürk - bize göre. önceleri linklerini verdiğim ve sağda solda desteklediğimi belirttiğim www.kurkehayir.gen.tr ‘yi hatırlatayım dedim. yazıda ne zamandır aklımdaydı.. iyi oldu iyi..
herkesin yakarışı aynıydı üzülmüşler ülkesinde; ben bunu haketmiyorum. hemen hemen her köşe başında bir kalabalık ellerinde ufak kartonlar birini protesto ediyorlar.. müziğin sesini açmak veya bağırarak eşlik etmek sorun yaratmıyor. ve bu ülkede seçimler en büyük soruna sahip iki kişi arasında geçiyor yoğun bir rekabet ile. tarafların sürekli kızgın olmalarının nedeni gidişatın bok olmasından başka birşey değil. ve taraftarları da bu gidişattan pek memnun değiller. arkasında durduklarından başka bağlanacak birşeyleri olmadığı için o kadar sıkı bağlanıyorlarki asıl büyük sorun sahibinin bile gücünün yetmeyeceği sorunlar başlıyor güruhlar içinde. ve çareyi bu ülkeyi terk etmekte buluyorlar. 3 dönemdir başkan seçilemiyor. halk hala karışık. yeni doğan çocuklar, yetişen gençler, evliliğe küsmemiş bireyler bulunamadığı için bir toplum daha hayata yenik düşüyor. ileride kazılarda çıkacak olan, içinde sevdiceğin ismi yazan yüzükler, yarım kolyeler ve boş çerçeveler tarihin en büyük sorunu olan kalp kırılmasını üzülmüş nesilden üzülebilecek nesile anlatacaktır.