Aslında çok sık tıraş olmam ama bu sefer bir amacı vardı. Dahil olduğum bir güruhla (150 seçilmiş blogger ve birkaç ünlü : seçilmiş heyecan verici bir kelime) beraber sadece erkekleri ilgilendiren bir reklamda bulunmamız isteniyordu.

Reklamda bilindik simalar oynuyor; Tiger Woods, Roger Federer, Thierry Henry ve bizim Kenan Sofuoğlu falan.. Biz geri kalan 150 kişi, asıl işi yapan arka plandaki simalar olarak bu titreşimli özel görevi yapmaya hazırdık.

Herkesle beraber Özel kutu elime geçti ve bana verilen görev bir kağıda yazılıydı. Bu görev gayet ciddi ve olumsuz sonuçlanmasına ihtimal olmayan bir oluşum olduğundan bende hata yapmamalıydım. Özel görev kağıdını okunmayacağını bildiğim bir kitabın arasına sakladım ve uyudum.

Ertesi sabah ilk işim tıraş olmaktı. Özel kutuyu açtım ve bana gönderilen Gillette Fusion Hydra Soothe‘ u yüzüme sürdüm. Evet sırası yanlış oldu, fakat şimdi açıklıyorum kokusu kutuyu ilk açtığımda çok hoşuma gitmişti. Yanlış başlangıcın arkasından yine aynı kutudan çıkan Gillette Fusion Hyrdra Gel‘i yüzümde iyice köpürttüm. Bu sefer sıra yanlış olamazdı..

Görev oldukça başarılı gidiyordu. Önceki günden pilini içine taktığım Yeni Gillette Fusion Power Phenom‘u, 5 bıçağına güvenerek başlatıp ilk vuruşu yaptım. Öncesinde kullandığım Gillette Mach 3′e göre daha çevik olduğunu anlamam güç olmadı. Özellikle tıraş anında titreşim vermesi, benim her tıraş esnasında yarattığım gerginliğimi biraz olsun aldı. Pil haznesi için kalınlaştırıldığını düşündüğüm sapının çok ergonomik olduğunuda söyleyebilirim.

Tıraşta en önemli şeylerden biride kontroldür bilindiği gibi. Bana verilen kağıtta bir şekil belirtilmemiş, kafamıza göre takılmamız istenmişti. Titrete titrete çok acaip bir model yaptım fakat görev esnasında dikkat çekeceğini düşündüm ve daha az dikkat çekecek bir model ile değiştirdim. Nede olsa bugün tıraş çok keyifliydi ve eskisi kadar çok vakit almıyordu. O anda içimden “Bu Tiger’la Kerem işi biliyorlar haa!” diye geçirdim, kulaklarını çınlattım. Tıraştan sonra Gillette Fusion Hydra Soothe‘ u tekrar elime aldım ve sırasının doğruluğundan emin bir şekilde yüzüme sürdüm. Sürerkende göz ucuyla kesik sıyrık var mı diye baktım ama göremedim. Bekliyordum ama olmuyordu. Evet, yanma, kızarıklık ve sıyrıklar yoktu..

Ne yalan söyleyeyim, bu kutu elime geçtiğinde ve tıraş olduğumda aklıma gelen az önce bahsettiğim  “Özel bir görev ve seçilmiş kişi” hissiydi. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Teşekkürler Gillette Fusion Power Phenom ve Proximity İstanbul ekibi.

18 yaşına kadar okunduğu an, o hanım kızımız için ömrünün bittiği, tüm sırrının çözüldüğü, kelebek misali kanatlarındaki tozların ellendiği andır.

kilitli ve ipli iki modeli olan bu günlüklerin kilitli modellerinde standart bir anahtar ve kilit kullanılır. ortaokul dönemlerinde bu kilide uygun anahtar kardeşin veya yakın bir kız arkadaşınkinden ele geçirilir ve zaten tüm sınıfın kilitleri aynı olduğundan öğle tatilinde seçilen kurbanın günlüğü anıra anıra sınıfa okunur. aşk ve ihtiras dolu sayfaların okunduğu an günlük sahibi hanımkızımız sınıfa gelir ve olanları anlamamış ayağına yatar. herneyse 2-3 gün sürekli ağlamaya bırakılan bu kız arkadaş 4. gün ufak bir özürle sınıfa geri kazandırılır fakat onun için çok şey değişmiştir. aslında büyümenin sırrı budur. ahmetler, selimler, kağanlar açar bu günlükleri okur, kızlarda büyür..

 

evet o kızlar büyüdüler ve yine günlüklerini tutuyorlar. bu sefer geneli halka ve okunmaya açık, üstün özgüven gerektiren yorumlarla dolu! sanki o zamanlarda yapılanlara inat al işte oku ben neyim, aşkımda burada, ihtirasım da üç nokta ile biten cümlelerimde süzülüyor  der gibiler. erkeklere göre daha başarılılar; en azından teknoloji ve internete alternatif konulardaki tüm boşluğu onlar dolduruyorlar.

intikam alacakları hissi beni çok korkutuyor, facebook hesabımı kapattım. birgün bütün kızlar toplanırsa ilk yapacakları şey erkeklerin bloglarına saldırmak veya iç kodları (source) açığa sunmak olacak gibi. affedin kızlar. o anahtarları yeminle yuttuk biz.

kurtulamadığınız alışkanlığınız: o zamanda günlüklerinizde olduğu gibi çiçekler böcekler.. piyuuu..

 

hadiii! now playing:  tokat sarması.mp3

pazar günü bloglara abanma günü. evet. rss ile takip edenler daha çok fark ediyordur bunu. reader kullanıyorsanız özellikle sabah sabah baktığınıza okunmamış 109 öğe gördüğünüzde höh dersiniz elbet. kendimce şöyle düşündüm: millet senin gibi boş adam değil, cumartesiyi pazara bağlayan gece, yahut pazar günü yazıyor. siz pazar günü yazıyorsunuz diye ben kendimi suçlu hissettim efendim. pazar günü kaydedin dağıtın diğer günlere. valla çok fena oldum ya. hafta içi içinde ben yazıvereyim size. içim acaip oldu, boş adamım hakkaten ben böhühühü.. bu işin klişe günü; pazar günü.

not: bu masa benim değil.

Ben B. Kağan K. Faideli bilgilerin yanısıra, keyfimin doğrultusunda da yazıyorum. Site +16 içeriklidir ve kimse gelipte vay benim çocuğum anassskim dedi, vay ben gülmekten altıma sıçtım diyemez.