
her yıl ramazan ayında aynı şey oluyor; kahvehaneye alışıyorum. avrupa yakası’nın ilgili bölümünü izleyenler bilirler, burhan altıntop rastgele bir kahveye girer ve içeride kendinden birşeyler bulur, mekandan bir türlü ayrılamaz. aynı durum banada oluyor sanırım, iskambil kağıtları, okey takımları ve acı çay ramazan ayında beni içeriye davet ediyor, gelmezsen darılırım diyede üstü kapalı tehditler gönderiyor gibi.
buradan aklıma şu geldi; zamanında bir işe atılmadan evvel belirli yaş gruplarına ve tarz sahiplerine potansiyel müşteri gözü ile bakardık. yani kafe açma planı yaptığımız anlarda öğrenciler, kitapçı açma planlarımızı masaya koyduğumuzda biraz daha okur yazar kesim gibi.. o anda aklıma gelen o oldu, bizim boyalı saçlı kahveci acaba kahveyi açmadan önce bir köşede otururken benimde arkamdan aha la potansiyel müşteri bak bu adamlar demiş midir, dememiş midir? hayır eğer demişse gidip elinden öpmek istiyorum, isabetli bir atış olmuş. en azından benimkilerden daha isabetli olmuş.
onu bunu bırak, kendimde birşeyin potansiyelini hissedebiliyorum valla artık. kahve mahve, ramazanda muhabbet oluyor arkadaş..