bir ağaç beliriyor, tıpkı çizgi filmlerdeki  gibi gövde ince üst kısmı yuvarlak. bu arada gökyüzü dönüyor. güneş iniyor yerine aynı boyda süt beyazı ay bir karelik bir hareketle duruveriyor. ödüm patlıyor. patlıyor ama ben hala iki kare öncesine takıldığımdan patlama anını sonra yaşamak üzere bir kağıda yazıp hatırlamak için ay yakınlarında bir yere yapıştırıyorum.

gözümü ne zaman almaya çalışsam ay kendini sevdirmek isteyen köpek misali tutulurmuş gibi yapıp dikkatimi kendine çekiyor. bu bakışma esnasında aklıma dedeler, kamyon farları geliyor. ama bugünkü ay daha önceden gördüğüm binlerce aydan daha farklı gibi. hiç bu kadar çok tutulan halini görmedim bunun. bizim bildiğimiz ay dededir, hallerinden dolunay vardı, yarımı vardır birde hilal olur canı isterse. sen çin malı tablolar gibisin durmadan tutulmaktasın, nedir bu? diyorum gözlerinin içine baka baka. ama bu ayın cevap verme hali yok herhalde ki sessiz sessiz dönüyor aynı kare.çin malı olsa şimdiye benim gibi tutulur kalır diyorum ve dikkatimi yandaki nota zorda olsa veriyorum.

ödüm yine patlıyor ama her zamanki öd patlaması gibi değil ki böyle baş parmakla tavşan dişlerimden kafamı kaldırıp geçsin. artçı öd patlamalarıma etrafta yaşayan diğer organlarım anlam veremiyorlar ve dışarıda yaşamaya çalışıyorlar.

hemen bir kağıda şaşıran organların isimlerini not alıp ödümün yakınlarında bir yere yapıştırıyorum..

Ben B. Kağan K. Faideli bilgilerin yanısıra, keyfimin doğrultusunda da yazıyorum. Site +16 içeriklidir ve kimse gelipte vay benim çocuğum anassskim dedi, vay ben gülmekten altıma sıçtım diyemez.