Kendimi Ballı Hissediyorum 0

muhtemelen pilot olmayı istediğim zamanlarda uçakların büyüklüğüne ve metalin uçma hikayesine aldanmıştım. o zamandan bu zamana kadar uçak teknik olarak havada uçtu, inişini tamamladı zihnimde. doktor olmak istediğim zamanlardan çok sonraydı bu. büyüyünce baba olucam akımını çok çabuk atlattım o dönemdeki çocuklara nazaran. atletik vücuda özendiğimden iki sene sonra zeki-metin filminden özenip golf sahası müdürü olmayı istedim ama kimseye söyleyemedim. bir ara tema dedenin yanında çıkan o beyaz yüzlü çocukların arasına girmek için elemelere katılmayıda düşündüm fakat o sıra sakallarımın çıkması bunu engelledi. kaç sene evveldi bilmiyorum ama anchorman olmayı düşündüm, reha muhtarla kapışamayacağımı anladım. hiç asker olmayı istemedim; hala da istemiyorum. sucuk ve şeftaliyi beraber yediğim gün hayatımın dönüm noktasıydı; gurme olmalıydım. ama dışarının yemekleri miğdeme dokunuyordu. tüm bunları bir kenara bırakıp şu sıralar kendimi ballı hissettiğimden nalkapona ortak olmayı düşünüyorum eğer duruyorsa.

Yapma Abi 5

dolmuşta arka sırada 3 kişi oturuyordu. 1-1-0-1 şeklinde doldurmuşlardı arka koltuğu. en son 1′deki adamı çok gözüm tutmamasına rağmen dolmuşçunun “kardeşiğğm git otur dikilmeğğh, müşteriğğh kaçıracaaaz” demesinden tırstığım için 0′ı doldurdum. emanet oturduğum belliydi, ilk yaşlıya yerimi seve seve verirdim. hatta bırak yaşlıyı benden bir iki yaş büyük ama kafasında saçı az birine bire tesleyebilirdim burayı, o kadar bi itici gelmişti adam. yanına oturunca incelemeye başladım, dahada itti beni diğer taraftaki amcaya. kulağını kurcalıyordu serçe parmağıyla. höh deve şimdi nereye sürcen bakalım dediğimle pantolonumun kenarına değdire değdire bizim serçe diye bildiğimiz, onun karga parmağını koltukta gezdirdi. tam noluyo yaa bakışımı beynimde hazırlamış, gereken emri o tarafa salmışken başka bir bakış benim tırt bakışımı kesti.. evet bu oydu: “hamına gohorum galbinide gırarım” bakışı. 

Amasra 2

salyangozun kabuğunu kırdık, içindeki sümüklü böceğin sümüğünü elimize bulaştırıp parmak uçlarımızı uyuşturduk; yada öyle sandık. ucuz şarap içtik, zum olduk. güneşin batışını 2 gün boyunca doğduğu yere bakarak bekledik, buluttandır dedik. tekne turuna çıktık, balık tutanlara ve oltalarına baktık durduk. balıkçıya gittik (hoşafçı’nın yeri) her zamanki gibi hamsi tava yedik. gece geç saatlerde sokakta laf dinledik. deniz analarının fotoğraflarını çektik, hiç görmemişçesine. denize sadece ayağımızı soktuk, analara gelmekten korktuk. güneşte çok fazla durursak yanıp oramızı buramızı su toplatabilir miyiz denemeleri yaptık. aynı sokakları 5-6 kez gezmeden geri dönmedik. amasra pidesi yedik, “etsiz lan bu” dedik. çakraz denen yere dolmuşlar gitmedi, bizide götürmediler. çok sinirlendik, sonra amasra’dan geldik.

İsim-Şehir-Yayvan 2

isim: alim  şehir: ankara  yayvan: ankara. nasıl bir şehirsin sen böyle? sorarım sana? alışveriş merkezlerinin, kuru kalabalıkların, taksilerin, meydanların, törenlerin, katakullilerin, özel plakalı araçların, çakma gotiklerin, fenasilerin, kekoların, meydanı boş buldumcuların, sağcıların, solcuların, gelin bize katılıncıların, gözü dönmüş rüşvetçilerin başkenti.. her yerin taksi manzaralı. her bir yanın katlı katlı. mesafelerin şehri.. iki otobüsten aşağısı kurtarmazcı seni.. sevmiyorum seni.. hemde hiç.. gördün mü bak, birini daha kaybettin.. “memur şehri orası” diyenler az bile demiş sana. anadolunun yanlış temsili..

Dilim Kalbime Dolaştı 2

yine dilim kalbime dolaştı. illa iki organ birbirine dolaşacak. ellerim ellerinde yine.. heyecanım oldun; utangaçlığımla birlikte. buluşmaların, kavuşmaların, varlığın çılgın bir heyecan benim için. hani yeni bir ayakkabı alırsın, gece onunla yatmak istersin; hiç bırakamamak. öyle bir heyecan. her seferinde ilk buluşma için bekler gibi beklemeler, sesini duyduğumda kalp atışlarımda hızlanmalar. ölürüm ben senin için deriz ya; bu anlarda çıkıveriyor bu. çünkü şu anda kalbim yerinden çıkacak gibi; bana seslendin. kalbim yerinden çıkarsa ve yaşarsam ilginç olur ama ölürsem.. bu bir intihar mektubu değil durum tasviri. gereksiz çizgileriniden arınmış bir harita metot defterinin hafifliği, müsabaka sonucunu bekleyen boksörün kalp gümbürtüleri, ilk kez uçan tırtılın “kelebeğim ben artık” çığırtıları, parfümün havaya karışma anı.. biz kendi aramızda buna aşk diyoruz.. ya siz?

Sonraki Sayfa »