Kırmızı Gökyüzü

istesen bir kamyon adam indirirsin şuraya seni sevecek, biliyorum. gökyüzüne gökyüzüne vurursun doğruları, kızardıkça kızarsın utancından, durduramayız seni. kıp kırmızı bir gökyüzünde, buradayım nidalarıyla bağırışan arkana aldığın yeldeğirmeni ordunu üstüme işaret ederek “üzün onu” dersin hiç çekinmeden. saçının rüzgarından bile un ufak dağılacağımı bildiğin benim üstüme çevirirsin tüm pervaneleri. ne elde ettiği bilinmeyen bir devinim başlar ordunun içinde. ben o sırada çoktan bir bakkalın toz kalkmasın diye ıslattığı yerlerdeyim. yinede birşeyler yazacak bir güç var içimde, tanelerimi bir arada tutacak. bu değirmenler şimdi ne olacak? hangi rüzgarı tutupta senin için kullanacak? peki bu gökyüzü hep kırmızı mı kalacak?
