PORTLAK Rotating Header Image

met-üst/kimseyi enterese etmeyecek kişisel bir yılsonu envanteri

“geçen yirmi altı yıla..”
yirmi altı yaşımı yaşadım.. yirmi yedi’me girdim. bu yirmi altı yaşımı ilk yaşayışımdı.. yirmi altı yaşımı daha önce hiç yaşamadığım için yirmi altı yaşımı, yirmi altı yaşıma yakışır şekilde mi yaşadım, yoksa otuz üç yaşım gibi mi yaşadım bilemiyorum… fakat, ama, ancak kesin olan bir şey var ki o da takvim ve parmak hesabına göre yirmi altı yaşımı yaşadım.



orta yaş bunalımına girdim.. ortada kuyu vardı, yandan geçtim.. orson welles, yurttaş kane filmini yirmi beş yaşında çekmiş.. “orson welles o filmi yirmi beş yaşında nasıl çeker lan oğlum bunalımı”na girdim. garson welles bol bira getirdi… ben de bol içtim.

iyi, kötü, güzel, çirkin, kirli, çürük ve asil, aptal, zeki, yumuşak ve olduğu gibi olan karşı cinsgillerden (bayan, kadın, hanım, hanım hanımmcık) türlü dostluklar ve hayat, mekan arkadaşlıkları edindim.. bir ara kadınsız hiç yapamadım, lesbiyen oldum.. bağışıklık kazandım, gururumu kaybettim.. alkışı duydum, ihaneti gördüm.. sesimde oldu, sessizliğim de.. seviştiğim de oldu benim, sen de başını alıp gitme ne olur.. ne olur tut ellerimden de oldum.

çağından sınırlı sorumlu, serumlu, sorunlu bir insan olarak memleket ve dünya meselelerini acayip ipledim. ırgalandım da duruldum.. koştum ardımdan yoruldum.. akil baliğ olmuş her ülke yirmi altı yaşındaki insanı gibi “memleketi kurtarma planları yaptım.” günde beş öğün aç karnına “ne olacak memleketin hali” dedim.. şubat ayı’nın öbür aylara nazaran daha az çekmesi sonucu şubat ayında memleketi fazla düşünemedim, özür dilerim.

hayat, dünya, geçmiş, gelecek, petek dokulu kanatlı orkid ve kıta sahanlığı üzerine ciddi ciddi kafa yordum.. berber veya taksi şoförü olmadığım için akıl ve fikirleri mi kendi kendimle paylaştım.. giderek kendimi damla damla biriktirerek, kötü günler için sakladım.. fakat saman adam olmadığım için henüz zamanım gelmedi.

bir yıl dört mevsim, dört mevsim on iki ay, on iki ay elli iki hafta, elli iki hafta üç yüz altmış beş güne, üç yüz altmış beş gün sekiz bin yedi yüz altmış saate tekabül ediyor. üşenmedim yirmi altı yaşım içindeki bir anımda bunu hesap ettim. elime ne geçti.. hiç.. “insan ömrü sayılara vuruldu mu çok umutsuz olunuyor.. en iyisi sözcükler” diye düşündüm.. “insan ömrü ne uzun ne kısa.. orta boy ömür yoğurdu ayarında” gibi düşündüm… üzüldüm ayran oldum.

günde ortalama sekiz saatten, bir yirmi altı yaş içinde tam iki bin dokuz yüz yirmi saat (affedersiniz) ossura, ossura uyudum.. günde yine ortalama sekiz saatten, bir yirmi altı yaş içinde tam iki bin dokuz yüz yirmi saat (affederim) eşşek gibi çalıştım, sinirlendim, kızdım, seviştim, okudum, yazdım, çizdim ve yalan dünya senden bezdim.

şimdi yirmi yedi yaşıma girmiş bulunuyorum.. çoğu şey yirmi altı yaşımdakinin aynısı.. yaşamaya erzincan yöresinden katılıyorum.. daha nice böyle biyolojik kertlerimi yaşamak istiyorum.. yaşamacı arkadaşlara başağrılar diliyorum… iyi yaşayan kazansın, sonunda iyi ölümler anasını satayım diyorum.. amaç centilmence ve medenice yaşamaktı.. ödül ölümdür.. yani tıss.. güzeldim.. güzeldik.. güzeliz.. güzeliz..

0 yorum ~ “met-üst/kimseyi enterese etmeyecek kişisel bir yılsonu envanteri”

Yorum Bırak, Sesin Duyulsun!