mis kokulu günler

Babam 136. derece bir devlet memuruydu;vergi dairesinde veznedarın gözlük camı temizleyicisiydi ve internetimiz her zaman kesikti.evimizin altından geçen metro yolundan dolayı annem kendini 6. derece makinist sanıyordu.dar gelirli çingen ailelerinden biriydik bizde..

Yaşadığımız ev 6 katlıydı ve her katta 2 daire vardı.kanalizasyona sıfırdı ve metroya yakındı bu yüzden kirası diğerlerinden 2 ruble daha fazlaydı..ruble demişken babamda aylık ikramiyeleri,sakalları dahil 65 ruble alıyordu.birde imam hatip lisesinde akşam iş çıkışlarında en hızlı tesbih çekme yarışmalarına katılır bahislerden 5-10 ruble koparırdı.bu para ile kendine malöldüren votkası alır,annemin deyimiyle kibritin suyunu zıkkımlanır,cubba-tulumba yatağa atlar,çını devirir,zıbarır,ossura ossura,götünde pireler uçuşarak uyurdu.bu deyimden anneminde benim gibi içten yanmalı arkadan itişli yazma dürtüsü olduğunu şimdi anladım…bu arada cebimden mis kutusunu çıkardım ve çektim...

…anladığım sadece bu değildi.akşamın karanlığından kiri çamuru pek belli olmayan sokaklarda geçen sünnetsiz çocukluğumu da 35 yaşımda askerde anladım.çakala bak sünnet olmamış dediler,patetes soymakla görevli askerlerden birinin eline çükümü verip gerekeni yap dediler…

Sabah uyandığımda çok yorgundum.partnerimde yorgundu.oturda iki laf edelim dediğimde oturamadığını söyledi ve beni sevdiğini söyledi…mis kutusunu çıkardım ve iki kere sertçe çektim.

Dışarıya çıktığımda çok mutluydum ve huzurluydum.sünnet olmuştum…bunun gururu ve verdiği güçle malı kaldırıp mıntıka gezintisi yapıyordum ki çavuş Copsiki-kendisi 9. derece askeriye çavuşudur 95 ruble maaş aldığına ve dibini görmedik delik bırakmadığına dair dedikodular bölüğümüzde gezerdi- ile karşılaştım.

-askeeer!

-emredin komtanımmm!

-yumurtanın sarısı,gitti bizimkinin yarısı türküsü meşhurmuş sizin oralarda.akşam gazinoda söyleyeceksin hazırlan.

-emredersiniz komtanım..

Soğuktan titreyen elimle zorla çıkardığım mis kutumu çıkardım ve çektim.kendime gelememiştim.akşama insanları eğlendirecektim.zaten sanata yatkın olduğunu bildiğim ruhum ve sünnet olmuş bedenim birleşip yumurtanın sarısını söyleyecektim…

Birden akşam olmuştu.belkide olmamıştı.beni mis çarpar.çarpmıştı evet evet…

Sahneye çıktığımda resmiyetin verdiği ciddiyetle türküme başlamıştım..gitti bizimkinin derken komutan meğersikikırık’ın – kendisi 7. dereceden askerdir,115 ruble maaş ve 49 ruble kira geliri ile geçinir,4 çeker,6 ileri at arabası vardır- kızı olduğunu sandığım tam zikilecek çağında kızını veya öyle olduğunu sandığım şahsı gördüm ve yeni sünnetli zikim –kendisi 1. dereceden abazadır.çıkarmadan 5 totalde 9 attığına tanıklığım vardır- hemen havalandı.bu seyircilerinde dikkatini çekti. Komutanın kızınında gözlerinden kaçmamıştı bu durum…

Günler geçiyordu.sigara dumanlarının ve askerlerin duvarla münasebetinden dolayı sararmış duvarlar – kendisi 5. dereceden asker duvarıdır- üzerime doğru geliyordu,soğukluğunu kıçımda hissedip araya yastık koyuyordum.

İçimden bir ses meğersikikırık’ın kızı,meğersikikırık’ın kızı diye beni çıldırtıyor,31 çekmeye itiyordu.son günlerde attığım postayı şafak takvimlerinde tutuyordum…

Küçük Madam meğersikikırık ile ilk görüşmemiz kantincimiz emrahsiki eşliğinde oldu.en müsait yer emrahsiki abinin yeriydi ve onu oraya attım.çektiğim 31 lerinde etkisiyle iliğim kemiğim çekilmiş,belimde ve zikimde derman kalmamıştı.küçük madam meğersikikırık sürekli namık kemalsiki – kendisi 1. dereceden fıkra memurudur.ayda 200 ruble gelirini rus karıları ile yediği cümle alem tarafından bilinir- fıkraları anlatıyor beni sadece güldürebiliyordu.güldürürkende düşündürüyordu.ya vereceği gelirse nasıl iş tutacaktım?

Emrahsiki abi 3 rubleye 1 kilo fındık ayarlayabileceğini söyledi.parayı hazırladım bir poşet içinde çayımın içine attım.emrahsiki abi gelip “mına kodum kaç poşet çay atıyon lan sen bi bardak çaya,liptonsiki lan bu” diye bana küfür edip para dolu poşeti alıp fındık dolu poşeti akşam tel örgülerin bi alttan bi üstten olan ikinci büklümüne bırakacaktı…

Gece mis kutumu çıkarıp iki kere sertçe çektikten sonra tel örgülerin balıksırtı örgü kısmını aramaya koyuldum.evet poşet oradaydı.hepsini bir oturuşta yedim ve bir tane ayırdım.onu küçük madam meğersikikırık’ın camına atacaktım.bu arada giden 3 rublenin çingenliğini yapıyordum değdi mi değmedi mi diye…

Pencerenin altına geldiğimde heyecan bastı.dedemin hacıdan getirdiği mis kutumu çıkardım bir kere daha kamyoncunun mola yerinde çektiği malbuşu gibi içime çektim ve elimdeki tek fındığı küçük madam meğersikikırık’ın camına fırtlatmamla aşşağı atlaması bir oldu…

-evet seni istiyorum hadi ama

-buradamı madam

-evet burada

Sünnetli olduğumdan ve yediğim 1 kilo fındıktan sonra kendime dahada güveniyordum…

-yatınız

-ben üstte olmalıyım yoksa tad alamam

-olur tabiki nasıl buyurursanız

Tam kucağıma almıştımki ossuruk geldi deliğe dayandı.açık hava lan birşey olmaz derken salmamla olayın sonu göründü…

1 kilo fındık yedikten sonra cır cır olmuştum…

Donate towards my web hosting bill!

  1. nuri alço on Şubat 12th, 2007

    1 kilo fındık yedikten sonra cır cır olmuştum…

    zamane gençliği..zamanında 1 avuç yeterdi bize..

  2. soldiergirl on Şubat 17th, 2007

    bu nasıl bişeydir ya
    hayal gücü hat safhada
    erkeklerin beyinleri bel altında derler ama bel altlarının hayal gücüde sağlammış
    saygılar…

Leave a Reply