isim: alim  şehir: ankara  yayvan: ankara. nasıl bir şehirsin sen böyle? sorarım sana? alışveriş merkezlerinin, kuru kalabalıkların, taksilerin, meydanların, törenlerin, katakullilerin, özel plakalı araçların, çakma gotiklerin, fenasilerin, kekoların, meydanı boş buldumcuların, sağcıların, solcuların, gelin bize katılıncıların, gözü dönmüş rüşvetçilerin başkenti.. her yerin taksi manzaralı. her bir yanın katlı katlı. mesafelerin şehri.. iki otobüsten aşağısı kurtarmazcı seni.. sevmiyorum seni.. hemde hiç.. gördün mü bak, birini daha kaybettin.. “memur şehri orası” diyenler az bile demiş sana. anadolunun yanlış temsili..

Comments 2 Yorum Var »

mona lisa gülüşü, velespit, hakim ( hakemden geliyor).. mona lisa signal ile parlattığı bombeli dişlerini güneşe doğru kımıldata kımıldata parlatarak otelin yolunda ilerliyordu. ilk gördüğünde 22 mil yazan levhadan sonraki levhada belfıtığı 223 xx xx yazıyordu. “mili kilometreye nasıl çeviriyorduk yahu”  diye düşünürken bir araba önce ileri, sonra belirgin geri vites lambalarını ateşleyerek geri geldi. “nereye yenge?” dedi siyah filmli camların arkasından bir ses. “sensin yenge aaaayyh deyyusa bak” dedi mona lisa yenge. “yenge bin sıcakta yanacaksın bak”. yenge çok itiraz etmedi bu sefer, “kapı nasıl açılıyor yaa” dedi sinirli sinirli. mesleğinin çakma hakimlik olduğunu birazdan öğreneceğimiz coşkun kapıyı yavaşça sıyırdı. sıyırdı ne demekse burada. “ohh klimalıymış haa” dedi mona lisa. “evet yenge püfür püfür” “geceleri ben arabada kalırım biliyonmu küçük tüpte var arkada”. mona lisa yengemiz yeni evlenmiş buraları dolaşmaya gelmişmiş. yengemiz “bu türkler ne iyi insanlar” diye içinden geçirirken çoşkun efendi farklı hayaller içine dalmış evli olduğunu unutarak. ama coşkun coşkunluğunu yapmış mona lisa yengeye kötü davranmış. mona lisa yengede derdinden ölmüş. 

 

yukarıdaki paragrafa göre coşkun’un cinsi nedir?

a)ahlaksız      b)şerefsiz    c)cibiliyetsiz    d)vatan haini   e)hepsi

Comments 3 Yorum Var »

yine dilim kalbime dolaştı. illa iki organ birbirine dolaşacak. ellerim ellerinde yine.. heyecanım oldun; utangaçlığımla birlikte. buluşmaların, kavuşmaların, varlığın çılgın bir heyecan benim için. hani yeni bir ayakkabı alırsın, gece onunla yatmak istersin; hiç bırakamamak. öyle bir heyecan. her seferinde ilk buluşma için bekler gibi beklemeler, sesini duyduğumda kalp atışlarımda hızlanmalar. ölürüm ben senin için deriz ya; bu anlarda çıkıveriyor bu. çünkü şu anda kalbim yerinden çıkacak gibi; bana seslendin. kalbim yerinden çıkarsa ve yaşarsam ilginç olur ama ölürsem.. bu bir intihar mektubu değil durum tasviri. gereksiz çizgileriniden arınmış bir harita metot defterinin hafifliği, müsabaka sonucunu bekleyen boksörün kalp gümbürtüleri, ilk kez uçan tırtılın “kelebeğim ben artık” çığırtıları, parfümün havaya karışma anı.. biz kendi aramızda buna aşk diyoruz.. ya siz?

Comments 2 Yorum Var »

“kandemir konduk yazdı, filiz kaynak yönetti” kaçımız kandemir kondukyazdı diye biliyordu acaba bu adamı? hayır ben kandemir konduk olduğunu duyduğumda ifrit oldum “ne yazarsan yaz lan” diye çok acil konulu mail attım kendisine. biz çelik gençliğiyiz, mahallenin muhtarları gençliğiyiz, sahil güvenlik gençliğiyiz, ohşş. bunlarla ilgili yeni birşeyler öğrenmeye hem gebeyiz, hemde tilt oluyoruz güncelleme sonrası. büyük bir tarikat diyebiliriz bize. arabesk hariç her türlü müzikle kafa sallar, kankalarımızla eller havaya yapabiliriz. ama bu kandemir kondukyazdı.. ahh ulan.. bitti ya.. antonyo banderası porno filmde gördüğümde böyle olmuştum birde o ayrı bir mevzu. şimdi bu adama taktığım lakap “muhallebi suratlı”. çok acaipti olum o dizi ya. maymunlar falan.. allah allah..

Comments 2 Yorum Var »

taylanov göndermiş, onada delinin biri göndermiştir herhalde. ordan oraya ordan oraya. acaip bişey lan bu.bu seferki kavi yanlız. arka arkaya dizilmiş sorular bütünü.

 

Dünyada her gün nefret ettiğin,içinden sövdüğün şeyler nedir?

yerli diziler, kadın programları, mıyık sesli kadın şarkıcılar. bunlar hergün nefret ettiklerim. içimden sövdüklerim kalabalık bir güruh. 4400 sezonlarını full tamamlar bu adamlar ve objeler. her alandan insan/obje içeriyor; dolmuşçular, tavuk ciğeri..off.. çok küfür ederim ben. bildiğin gibi değil..,

 

Bu blog dünyasında sevmediğin,hakkında kötü şeyler düşündüğün insanlar var mıdır?

daha kimseyle tartaklaşmam olmadı. ama arada bir “bu ibne miki lan?” , “tribünlere oynamış şerefsizzz!”, “götü boklu x’e bak hele!” dediğim oluyor. zaten ben ayrı bir ayarmışım gibi hissediyorum bu blog dünyası dediğiniz yerde kendimi. noluyor, ne bitiyor bilemedim bi türlü. şimdi emin değilim ama şahsa olmasada blog dünyası dediğiniz mekana küfür etmiş olabilirim. memet abimi işletiyordu ya orayı?

 

Çok küfür eder misin?Yeri geldiğinde “Fak Diz Layf!” diyebilir misin?

anam anam. ne diyon sen! bu potansiyeli ailem 5 yaşında fark etmiş ve beni bu işin duayenlerine, üstatlarına emanet etmiş. eti sizin, boku çıkarsa bu işin kemiğide sizin demişler. çevremde küfür etmeyen kimse olmadığından, varoluşum gereği piramitte kendime bir yer bulmalıyım sıkıntısı ile durmadan küfürler savurarak geziniyorum. kendime, hayata, ağaca, tavuğa, memet abiye..

 

Küfürlü bir blog gördüğünde ne yaparsın?

paniğe kapılır, ne yaptığımı bilemem. ne yapcam .mına koyim. merak ediyorsam okurum. soruya bak..

 

Bu soruları nasıl buldun?

taylanov iyi demiş : “Bi’skme benzemiyorlar. :)”

Comments 6 Yorum Var »