Amasra

salyangozun kabuğunu kırdık, içindeki sümüklü böceğin sümüğünü elimize bulaştırıp parmak uçlarımızı uyuşturduk; yada öyle sandık. ucuz şarap içtik, zum olduk. güneşin batışını 2 gün boyunca doğduğu yere bakarak bekledik, buluttandır dedik. tekne turuna çıktık, balık tutanlara ve oltalarına baktık durduk. balıkçıya gittik (hoşafçı’nın yeri) her zamanki gibi hamsi tava yedik. gece geç saatlerde sokakta laf dinledik. deniz analarının fotoğraflarını çektik, hiç görmemişçesine. denize sadece ayağımızı soktuk, analara gelmekten korktuk. güneşte çok fazla durursak yanıp oramızı buramızı su toplatabilir miyiz denemeleri yaptık. aynı sokakları 5-6 kez gezmeden geri dönmedik. amasra pidesi yedik, “etsiz lan bu” dedik. çakraz denen yere dolmuşlar gitmedi, bizide götürmediler. çok sinirlendik, sonra amasra’dan geldik.

Sevme ve Sevişme Hakkı

Sevişme

..dudağımdan karışsan kanıma. ağzının salyası içime dolsa dolsa. daha sonra kussam seni yeniden çıkaracak kadar. sarılsak terlesek. medeni halimizin bekarlığından sonuna kadar faydalansak. gözlerimiz gelse birbirine ağlasamı, gülsemi bilemesek bebeklerimiz. ellerimiz şaşırsa birbirimizinkinin hangisini tutacağını. bir yandan merak etsek gözler açık mı kapalı mı? misafirlikten geçse artık vücutlar; kurulsalar. nefes almayı unutsak yine birbirimizin aşkını emerken. o an sen benim ben senin feragatçin.. ne de olsa sevme ve sevişme hakkına sahibiz desek pişman olmadan önce..

Kadın Kadına

ilgilendiğim, değer verdiğim, dibimi düşüren, alkışlatan kadınlar sorulmuş. ama 3 tane ile sınırlanmış. 1 nümerada scarlett johansson, 2 nümera mimi kasıp kavuran kadın; jenna jameson ve 3 nümerada  salma hayek gelir benim listeme göre ama bu bir arkadaşında listesi olabilir bilmiyorum valla. zaten bunların hepsini filmlerden biliyorum (:

not: adam sormuş, şimdi cevap vermesen olmaz valla bak ben bir tek seni seviyorum aslında. bu saydığım kadınlara ifrit bile oluyorum denebilir (:  zaten gerçek dünyada biliyosun 3ünüde doldururum ben seninle. not 2: bu mime katılan erkekler kılıbık arkadaş. bendende gitsin gitsin trianculaya gitsin.

İsim-Şehir-Yayvan

isim: alim  şehir: ankara  yayvan: ankara. nasıl bir şehirsin sen böyle? sorarım sana? alışveriş merkezlerinin, kuru kalabalıkların, taksilerin, meydanların, törenlerin, katakullilerin, özel plakalı araçların, çakma gotiklerin, fenasilerin, kekoların, meydanı boş buldumcuların, sağcıların, solcuların, gelin bize katılıncıların, gözü dönmüş rüşvetçilerin başkenti.. her yerin taksi manzaralı. her bir yanın katlı katlı. mesafelerin şehri.. iki otobüsten aşağısı kurtarmazcı seni.. sevmiyorum seni.. hemde hiç.. gördün mü bak, birini daha kaybettin.. “memur şehri orası” diyenler az bile demiş sana. anadolunun yanlış temsili..

Ver Çoşkunu

mona lisa gülüşü, velespit, hakim ( hakemden geliyor).. mona lisa signal ile parlattığı bombeli dişlerini güneşe doğru kımıldata kımıldata parlatarak otelin yolunda ilerliyordu. ilk gördüğünde 22 mil yazan levhadan sonraki levhada belfıtığı 223 xx xx yazıyordu. “mili kilometreye nasıl çeviriyorduk yahu”  diye düşünürken bir araba önce ileri, sonra belirgin geri vites lambalarını ateşleyerek geri geldi. “nereye yenge?” dedi siyah filmli camların arkasından bir ses. “sensin yenge aaaayyh deyyusa bak” dedi mona lisa yenge. “yenge bin sıcakta yanacaksın bak”. yenge çok itiraz etmedi bu sefer, “kapı nasıl açılıyor yaa” dedi sinirli sinirli. mesleğinin çakma hakimlik olduğunu birazdan öğreneceğimiz coşkun kapıyı yavaşça sıyırdı. sıyırdı ne demekse burada. “ohh klimalıymış haa” dedi mona lisa. “evet yenge püfür püfür” “geceleri ben arabada kalırım biliyonmu küçük tüpte var arkada”. mona lisa yengemiz yeni evlenmiş buraları dolaşmaya gelmişmiş. yengemiz “bu türkler ne iyi insanlar” diye içinden geçirirken çoşkun efendi farklı hayaller içine dalmış evli olduğunu unutarak. ama coşkun coşkunluğunu yapmış mona lisa yengeye kötü davranmış. mona lisa yengede derdinden ölmüş. 

 

yukarıdaki paragrafa göre coşkun’un cinsi nedir?

a)ahlaksız      b)şerefsiz    c)cibiliyetsiz    d)vatan haini   e)hepsi