Dilim Kalbime Dolaştı

yine dilim kalbime dolaştı. illa iki organ birbirine dolaşacak. ellerim ellerinde yine.. heyecanım oldun; utangaçlığımla birlikte. buluşmaların, kavuşmaların, varlığın çılgın bir heyecan benim için. hani yeni bir ayakkabı alırsın, gece onunla yatmak istersin; hiç bırakamamak. öyle bir heyecan. her seferinde ilk buluşma için bekler gibi beklemeler, sesini duyduğumda kalp atışlarımda hızlanmalar. ölürüm ben senin için deriz ya; bu anlarda çıkıveriyor bu. çünkü şu anda kalbim yerinden çıkacak gibi; bana seslendin. kalbim yerinden çıkarsa ve yaşarsam ilginç olur ama ölürsem.. bu bir intihar mektubu değil durum tasviri. gereksiz çizgileriniden arınmış bir harita metot defterinin hafifliği, müsabaka sonucunu bekleyen boksörün kalp gümbürtüleri, ilk kez uçan tırtılın “kelebeğim ben artık” çığırtıları, parfümün havaya karışma anı.. biz kendi aramızda buna aşk diyoruz.. ya siz?

Muhallebi Suratlı

“kandemir konduk yazdı, filiz kaynak yönetti” kaçımız kandemir kondukyazdı diye biliyordu acaba bu adamı? hayır ben kandemir konduk olduğunu duyduğumda ifrit oldum “ne yazarsan yaz lan” diye çok acil konulu mail attım kendisine. biz çelik gençliğiyiz, mahallenin muhtarları gençliğiyiz, sahil güvenlik gençliğiyiz, ohşş. bunlarla ilgili yeni birşeyler öğrenmeye hem gebeyiz, hemde tilt oluyoruz güncelleme sonrası. büyük bir tarikat diyebiliriz bize. arabesk hariç her türlü müzikle kafa sallar, kankalarımızla eller havaya yapabiliriz. ama bu kandemir kondukyazdı.. ahh ulan.. bitti ya.. antonyo banderası porno filmde gördüğümde böyle olmuştum birde o ayrı bir mevzu. şimdi bu adama taktığım lakap “muhallebi suratlı”. çok acaipti olum o dizi ya. maymunlar falan.. allah allah..

Fak Diz Layf

taylanov göndermiş, onada delinin biri göndermiştir herhalde. ordan oraya ordan oraya. acaip bişey lan bu.bu seferki kavi yanlız. arka arkaya dizilmiş sorular bütünü.

 

Dünyada her gün nefret ettiğin,içinden sövdüğün şeyler nedir?

yerli diziler, kadın programları, mıyık sesli kadın şarkıcılar. bunlar hergün nefret ettiklerim. içimden sövdüklerim kalabalık bir güruh. 4400 sezonlarını full tamamlar bu adamlar ve objeler. her alandan insan/obje içeriyor; dolmuşçular, tavuk ciğeri..off.. çok küfür ederim ben. bildiğin gibi değil..,

 

Bu blog dünyasında sevmediğin,hakkında kötü şeyler düşündüğün insanlar var mıdır?

daha kimseyle tartaklaşmam olmadı. ama arada bir “bu ibne miki lan?” , “tribünlere oynamış şerefsizzz!”, “götü boklu x’e bak hele!” dediğim oluyor. zaten ben ayrı bir ayarmışım gibi hissediyorum bu blog dünyası dediğiniz yerde kendimi. noluyor, ne bitiyor bilemedim bi türlü. şimdi emin değilim ama şahsa olmasada blog dünyası dediğiniz mekana küfür etmiş olabilirim. memet abimi işletiyordu ya orayı?

 

Çok küfür eder misin?Yeri geldiğinde “Fak Diz Layf!” diyebilir misin?

anam anam. ne diyon sen! bu potansiyeli ailem 5 yaşında fark etmiş ve beni bu işin duayenlerine, üstatlarına emanet etmiş. eti sizin, boku çıkarsa bu işin kemiğide sizin demişler. çevremde küfür etmeyen kimse olmadığından, varoluşum gereği piramitte kendime bir yer bulmalıyım sıkıntısı ile durmadan küfürler savurarak geziniyorum. kendime, hayata, ağaca, tavuğa, memet abiye..

 

Küfürlü bir blog gördüğünde ne yaparsın?

paniğe kapılır, ne yaptığımı bilemem. ne yapcam .mına koyim. merak ediyorsam okurum. soruya bak..

 

Bu soruları nasıl buldun?

taylanov iyi demiş : “Bi’skme benzemiyorlar. :)”

Klişe Günü

pazar günü bloglara abanma günü. evet. rss ile takip edenler daha çok fark ediyordur bunu. reader kullanıyorsanız özellikle sabah sabah baktığınıza okunmamış 109 öğe gördüğünüzde höh dersiniz elbet. kendimce şöyle düşündüm: millet senin gibi boş adam değil, cumartesiyi pazara bağlayan gece, yahut pazar günü yazıyor. siz pazar günü yazıyorsunuz diye ben kendimi suçlu hissettim efendim. pazar günü kaydedin dağıtın diğer günlere. valla çok fena oldum ya. hafta içi içinde ben yazıvereyim size. içim acaip oldu, boş adamım hakkaten ben böhühühü.. bu işin klişe günü; pazar günü.

not: bu masa benim değil.

Güz Yazı

 yaz, çiz.. çok uzun uzun yaz, çiz. o kadar çok uzun yaz çizki emsalini devlet dairelerinde ve tostçularda görebileceğin sarı gövdeli, mavi kafalıklı, bitmeden tırtlayan tükenmez kalemin tükendiğine tanık ol. kendini öyle bir bok sanki gören seni olimpiyat ateşini kav kibritlerini (vasati 40 çöp) patlatarak yaktın sansın. o kalemler ne kadar gıcıktır; elini her halukarda mürekkepe bular. sürekli içinden “müsait bir yerde inecek var” geçsin birde. dahada yazdırsın çizdirsin bu sana. müzik dinleme sakın aman dinleme ölüverirsin. sonuca baktıkça sırıt. ibne ibne sırıt. bulmacadaki acun ılıcalı resmini sakal bıyıkla barış manço’ya çevirmişsinde haberin yok.. görende bi bok yaptın sanacak..